2 Ocak 2009 Cuma

Hacı Ahmet Arslan Efendi

Hacı Ahmet Arslan Efendi, Uşak ilinin Ulubey kazasında, 1940 yılında dünyaya gelmiştir. 1960 yılında, İzmir askeri sağlık lisesini bitirerek, Türk silahlı kuvvetlerine katılmıştır. 1979 senesinde Türk silahlı kuvvetlerinden emekliye ayrılmıştır.

1966 senesi Nisan ayında, Uşaki Mürşidi Kamili Kulalı Hacı Mehmet Ruhi Akhan Efendi Hazretlerine intisab ederek, 17 sene, orada hem Tasavvufu tahsil hemde son 5 senesini uşaki halifesi olarak, Adana, Uşak, Salihli Beldelerinde, Uşaki irşadına devam etmiştir.

Hacı Ahmet Arslan Efendi 1980 senesinde hac farziyesini, 1982 de, ümre haccını yapmıştır. 1983 senesinde, Resulullah Efendimizin manada verdiği emir üzerine Salihli'de ikamet etmekte olan Melami Mürşidi kamili, Hasan Özlem Efendi ye Hakikat tahsilini tamamlamak için tabi olmuştur.
  
Hacı Ahmet Arslan Efendi 9 sene hakikat tahsilini yaptıktan sonra, Hasan Özlem Efendi 1992 senesinde, Melami Mürşidi olarak, icazatını verip, bütün ihvanlarada yazdığı Arifler Gül bahçesi kitabında, Halifemdir diyerek ilan etmiştır.

Hacı Ahmet Arslan Efendi 22 Aralık 1996 tarihinde, Hasan Özlem Efendi nin Hakk'a yürümesiyle o günden beridir, Manisa, Salihli, Turgutlu, Soma, İzmir, Adana, Uşak, Kuşadası gibi beldelerde, Melami ekolu olarak Kuranı kerim ahkamı ve sünneti seniyeden ayrılmadan sohbetlerine devam etmektedir. Hacı Ahmet Arslan Efendi Astsubay Emeklisi olarak Manisa'nın Salihli ilçesinde oturmaktadır.

"Melamet... tasavvuf ehline karşı çıkan bir zümrenin benimsediği yoldur. ...Melameti, ululuktan, davadan, kendini göstermekten, halkın sevgi ve saygısını kazanmak kaydından geçen, kerameti, insana benlik verdiği için erkeklerin hayız görmesi sayan, kendini herkesten aşağı, herkesi kendinden üstün gören, giyim kuşam özelliğiyle, tekkeyle, vakıftan hazır yemekle, zikirle, vecde gelip bağırıp çağırmayla kendisini göstermeye çalışmayan, halktan hiçbir suretle ayrılmayan, kazancıyla geçinen, iç yüzden Hak'la, dış yüzden halkla beraber olan, hattâ halkın saygısını, sevgisini bir kayıt bildiğinden, nafile ibadetlerini bile gizleyen, buna karşılık, onların kınamasından ürkmeyen, hatta hatta, bu yüzden de halka kendisini kötü gösteren kişidir..."

***